• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://tr-tr.facebook.com/people/İbrahim-Tüzer/554644751
  • https://twitter.com/ibrahimtuzer
MEHMET AKİF'İ ANLAMAK / İNANCIYLA VAROLAN ÜMİDİYLE YAŞAYAN ŞAİR: MEHMET AKİF ERSOY




İNANCIYLA VAROLAN ÜMİDİYLE YAŞAYAN ŞAİR:

MEHMET AKİF ERSOY
 
Doç. Dr. İbrahim TÜZER*
 
“Ulvi gayelere müteveccih bulunan emeller
hicrana uğrasa da hüsrana uğramaz”
Mehmet Akif Ersoy
 
Giriş
 
İnsanların dünya ile tanışmaları, ruhlarının etten ve kemikten mürekkep bir beden içerisine girerek yeryüzüyle münasebet kurmaları biyolojik doğumlarıyla başlar. Anne karnındaki gelişimini tamamlayan insan, dünyaya gözlerini açtığında “dünyaya da doğmuş” olur. Doğulan dünya o andan itibaren, doğanı çepeçevre sarıp şekillendirir ve sıradan biri olması için ona rahatını temin edecek hazır kalıplar sunmaya başlar. Kendisine sunulan konforu elden kaçırmama pahasına hazır kalıpların uzağına düşmemeye gayret eden insan, maddî kazanımların güdümünde devam eden hayatını en önemli “gerçeklik” olarak kabul eder ve bu gerçekliğin yitip gitmemesi için bir ömür harcar. Böylelikle biyolojik doğumla başlamış olan hayat yine biyolojik bir ölümle son bulmuş olur.
 
Diğer taraftan dünyada bulunuyor olduğunu fark eden ve hayattaki tüm eylemini bu farkındalığın aydınlığında gerçekleştiren insan için “doğum” da “ölüm” de farklı anlam alanlarına sahiptir. Örneğin doğum bu anlam alanında, Jean Paul Sartre’ın kabul ettiği şekliyle, dünya içerisine “fırlatılma” hadisesi olarak karşılanmaz. Kierkegaard’ın, “yaşamını boşuna harcama, günlerini öldürme, uyku içinde geçirme, uyan ve insan ol”[1] ihtarının muhatabı olarak bu hayatın insanı, insan-ı kâmil olma fırsatının ancak yaşanılan dünya içerisinde elde edilebileceği bilinciyle hareket eder. Bundan dolayı “dünyaya doğmak” ile “dünya içerisine doğmak” arasında temelli farklar vardır. Bu fark, insanın içerisinde bulunduğu hayatı algılayış tarzına göre şekillenmekte; doğumdan ölüme geçen sürede peşinde olduğu anlam arayışına göre derinlik kazanmaktadır.

* Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Öğretim Üyesi.

www.ibrahimtuzer.com / ibrahimtuzer@yahoo.com

[1] Bedia Akarsu, Çağdaş Felsefe, İstanbul: İnkılap yayınları, 1994, s.193.

...

  
2063 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Dile Gelen Sosyal Medyam...

Ey güzel yurdum, ey sebebim.

Sağın, solun, önün, arkan hep mi ihanet...?

***

Doç. Dr. İbrahim Tüzer Bir ironi olarak mahalle kahvesi ya da Mehmed Akif'te hayat-ı aile üzerine konuşuyor.


***

En uzun geceye matem düştü  yine...

El Bab'da 14 vatan evladı uçmağa vardı. Ruhları şâd, yurtları cennet olsun. 

***

Bebeğinin görmesine dayanamazken ey çocuk, nasıl dayanıyor sımsıcak yüreğin bu kadar acıya? 

Bu kadar vicdansız insana?#DünyaDuysun

***

Ey çocuk ne olur gizleme gözlerini, bak insanlığın yüzüne. Onurunu, masumiyetini insanlığını #Halep'te yitirenlerin yüzüne.#HalepteKaliamVar

***

savaş da olsa, 

terör de olsa,

ihanet de olsa, 

ölüm de olsa: 

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak… 

***

... gün gelir 

gider insan

sen'den değil

ben'den bile …

***

"Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum, 

kökten dallara yürüyen sular gibi" dedi şair

ve

yürüdü yine kendine

azarlanan başaklar gibi…

***

İşte tılsım, işte anahtar:

"Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!

İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar."

Yahya Kemal Beyatlı

***
Önce sesin kaybolur sonra hayalin, Yıkılır birden masumiyet dipsiz bir kuyuya. Ve söz olur umutlar derin karanlıkta, Tutmazsan düşeceğin.

***
... bir ses tutar bazen sizi, bir ses; sızı gibi, yara gibi, boşluk gibi bir ses...

***
Tüm eylemini iki nedenle yapar insan: Sevgi ve Korku. Sen korkunun değil sevginin eyleyeni ol... Seven ol... Sevgili ol... İnsan kal.

***
ve son. söylesene ince ince kim sızar bana. doğurur beni kim söylesene yeniden.

***
şarkıları sustursam, şiirleri yok saysam, çare yok; yaslansam anılara..

***
Yük olur insanın bazen kendisi bile kendine..

***
Ey dünya! Sımsıcak güneşi, bembeyaz bulutu, yaşanmamış çocukluğu, üzerime salan dünya! Gözyaşının, anlamını yitirdiği kahpe dünya!

***