• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ibrahimtuzer0
  • https://plus.google.com/100152800283839203556/posts
  • https://twitter.com/ibrahimtuzer

ANASAYFA

Yazar anlatıcı olarak İhsan Oktay Anar, Uzun İhsan Efendi’nin düşlerine ve düşüncelerine aracılık ederken “her insan şu ya da bu şekilde dünyayı okumalıydı” diyor. Kahramanının dünyayı okuma biçimine ise düşten ayrı kalmadan gerçeği aramak şeklinde dikkat çekiyor ve bu gayretle dünyanın şahidi olunabileceğini öngörüyor. Kurgunun sınırlarından çıkıp kendi gerçekliğimizle baş başa kaldığımızda Anar’ın sesi tüm gerçekliğiyle puslardan, kıtalardan, atlaslardan, dehlizlerden, cenk meydanlarından, darağaçlarından, cellatlardan ve düşlerden sıyrılıp bizi buluyor: Dünyamızın şahidi olabiliyor muyuz?...
Neyi unutur ki insan? diye sormuştum yazının başında. Şimdi verilen cevaplara şunu da eklemenin tam vakti: Bu dünyadan bir kez geçeceği bilincini taşıyan, hissedebilen, soru sorabilen, sahicilik arayışında olan ve fark etme yetisini köreltmeyen insan unutmaz. Unutamaz. Tıpkı Oğuz Atay’ın kahramanları gibi. Bilince, eşyaya, varlığa ve hatıralara sinen tüm yaşanmışlık hiçbir zaman unutulmaz…
...asıl önemli mesele, inandığını yaşayan yaşadığını da şiirlerine bilinç ve direnç olarak aksettiren Mehmet Akif'ten geriye kalan tavrın, küllerinden tekrar doğan bir milletin çocukları tarafından anlaşılıp anlaşılamayacağıdır…?
Hayatının merkezine nasıl bir dünyada yaşıyor olduğunu anlama ve bilme gayretini koyan insan, tefekkürün sınırlarına doğru bir yolculuğa da çıkmış olur. Bu yolculuğa esas teşkil eden çıkış noktası, merkezinde bireyin kendi olmak kaydıyla tüm nesneleri ve hadiseleri derinlikli bir bakış açısıyla yorumlamak ve olup bitene bireysel bir nazar ile yön vermek endişesidir. Bir kez bu yola çıkıldığında ise artık eskisi gibi olunamaz ve yeni bir insan olarak yola devam edilir. Sözünü ettiğim bu gayret, özelikle sahip olduğu muhayyileden hareketle hayatı yorumlamaya çalışan sanatkâr için biraz daha derinlik ve nitelik arz eder. Hayalinde canlı tuttuklarını tefekkür ufkuyla bütünleştirip gerçekte varolana dair bilinç kazandırma amacında olan sanatkâr, hayatı bir bütün olarak görmeye, okumaya, yorumlamaya ve anlamlandırmaya çalışır.
Cem Yılmaz'ın başrol oynadığı son dönemin dikkat çeken filmlerinden "İftarlık Gazoz"u bu gün ben de seyrettim. Gösterime girdiği 29 ocaktan bu yana hem görsel hem de sosyal medyada hakkında olumlu ya da olumsuz yapılan bir yığın yorumu kenara bırakarak gözden kaçan ve kimsenin dikkatini çekmeyen bir noktaya işaret etmek istiyorum. Filmde "devrimci" kimliğiyle yer alan karakterlerden Hasan, iki ayrı sahnede İsmet Özel'in "Amentü" adlı şiirinden dizeler okuyor. Bu sahnelerin ilkinde oyuncu; "İnsan eşref-i mahlûkattır derdi babam bu sözün sözler içinde bir yeri vardı ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman bu söz asıl anlamını kavradı"
"...Kimlik, insanın soru sormaya başladığı andan itibaren oluşturmaya ve yavaş yavaş örgülemeye başladığı bir kozadır. İnsanın ne zaman soru sormaya, merak etmeye başlayacağı ise kendi varlık algısıyla ilgilidir... Kimlik bilincimiz, dil bilincimizden kesinlikle ayrı duran bir husus değildir. Dilimize sahip olduğumuz, dil bilincini derinlikli bir alana taşıyabildiğimiz oranda kimlik bilincine ulaşabiliyoruz. Dil söze gelmektir. Dil görünür olmaktır. Kimlik de görünür olmak değil midir? Bizler görünür olabilmek için bir kimlik ihtiyacı içerisine girmiyor muyuz?... "Kelimeler bizim kimliğimizdir. Derinlikli düşünebilmemiz sahip olduğumuz kelimelerle ilgilidir."
Mehmet Akif Ersoy da yukarıda işaret etmeye çalıştığımız sanatkâr muhayyilesine ve duyarlılığına sahip olan, varlığının dünya içerisinde nasıl konumlanacağına dair endişe taşıyan bir insandır. İçerisine doğmuş olduğu dünyada, sadece milletinin sıkıntılarını fark etmekle kalmamış kendi beni'ni bütünüyle huzursuzluğa sevk eden karanlık noktaları, çıkmazları ve zedelenmişlikleri bir bir netleştirerek aydınlığa kavuşturmak istemiştir. Şairin bu gayreti, kalbiyle aklının bir bütün olarak hareket etmesine meydan vermiş ve Akif kendi gerçekliğini, diğer bir ifadeyle biyografisini yaşarken akıl ve kalp uyumsuzluğunun varacağı yitim alanlarından da uzak durmuştur.
Maddi gerçekler… İnsanı dünyayı asılı bırakan gerçekler… Her birimizi çok değerli, kıymetli, biricik hissettiren gerçekler… Olmazsa, hiçbir şeyin anlamı kalmayacakmış düşüncesini zihnimize saplayıveren gerçekler… Değeri sadece sahiplenildiğinde artıveren gerçekler… Mülk edinildiğinde kıymet kazanan gerçekler… Yükte hafif pahada ağır gerçekler… Aslında yok hükmünde olan sanal gerçekler… Gölgesi aslından çok daha fazla itibar gören yalan gerçekler… Sahtesi gerçeğinden çok daha huzur verdiğine inanılan mış gibi gerçekler…
 1 

 



Takvim
   Muhatabına Hisselik


* * *

"Kim demiş can eskimez diye
Bu can tedirgin tende
Can da eskimiş
Ben de..."
Bedri R. Eyüboğlu

* * *

"Bilerek mi yanına almadın giderken başının yastıkta bıraktığı çukuru"
Sunay Akın

* * *

"Eğer hala şevkle yazıp yaratıyorsam, içimde büyük bir öfke olmasındandır."
Gunter Grass

* * *

"Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum"
Cesare Pavese

* * *

Ey hatırasıyla kaldığım yâr; Artık aramızda bir cihan var; Sen gökte safâ güzin-i didâr; Ben yerde azâb içinde bîzâr
Mehmed Akif

* * *

Gün olur, başıma kadar mavi;
Gün olur, başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi...
Orhan Veli Kanık

* * *

"İçime çektiğim hava değil gökyüzüdür"
Ülkü Tamer
* * *

"Bundan sonra söyleyeceğim her şeyin, ben bile olsam, kimsenin incinmesine aldırmaksızın, her açıdan hakikate bağlı kalmasını istiyorum."
Ludwig van Beethoven

* * *

"Çok kolay; yalnız içinizden gelsin yeter!"
Goethe

* * *

"Tekrarlıyorum: Sanat bir yakarma, bir dua biçimidir ve insan yalnızca duasıyla yaşar."
Andrei Tarkovsky
* * *

"Vakti var ederek yaşayacağım."
Fazıl Hüsnü Dağlarca

* * *

"En iyiye ulaşmak için değiştireceğim kendimi. Tüm umudum bundadır."
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

* * *

"Yazamasam da duyarak yaşayacağım."
Turgut Uyar

* * *

"İnsan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir yollar ise; o insan artık kaybolmuştur."
İsmet Özel

* * *

Ne kadar sık ve uzun düşündüysem, şu iki şey hep yeni ve artan bir hayranlık ve huşuyla doldurdu ruhumu: 'Üstümdeki yıldızlı gökyüzü ve içimdeki ahlak yasası.' Yukarıda ve içimde bir Tanrı olduğunun kanıtı bunlar.
Immanuel Kant

* * *

"Yaşlanarak değil yaşayarak tecrübe kazanılır, zaman insanları değil armutları olgunlaştırır."
Peyami Safa
* * *

"Kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir ben ayrılıkların,
Kimi insan ezbere sayar yıldızların adını ben hasretlerin"
Nazım Hikmet Ran

* * *

"Ya artık bir kere daha duyamazsam kendimi..."
Cahit Zarifoğlu

* * *

"Felaketim şu ki, ben zaman zaman kendimi bulan adamım"
Ahmet Hamdi Tanpınar

* * *

"Hep denedin, hep yenildin, olsun yine dene yine yenil; daha iyi dene daha iyi yenil"
Samuel Beckett

* * *

"Kendisinin 'kendi' olduğunu anladığında kişi 'kendi-siz' olur... Bu en büyük sırdır."
Upanisad

* * *

"Mal mülk edinmekten, şan ve şöhreti önemsemekten utanmıyorsunuz ama ruhunuzla ilgilenmekten kaçınıyorsunuz"
Sokrates

* * *

Yalnızca "İnsan"lar Ölür, Diğerleri Sadece Telef Olur.
Martin Heidegger

* * *

I Have So Much Love But I Don't Know Where To Put It
Magnolia
* * *