• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://tr-tr.facebook.com/people/İbrahim-Tüzer/554644751
  • https://twitter.com/ibrahimtuzer
Edebiyatta Yeni Bir Tür: Küçürek Öykü Sempozyumu / 25-26 Kasım 2011, ARDAHAN

 

 

Atatürk Kültür Merkezi ve Ardahan Üniversitesi işbirliğiyle 25-26 Kasım 2011 tarihlerinde, Ardahan'da, "Edebiyatta Yeni Bir Tür: Küçürek Öykü Sempozyumu" gerçekleştirildi. Türkiye'nin birçok üniversitesinden 30 akademisyenin katıldığı sempozyuma 'Küçürek Öykü' türünün Türk Edebiyatı'ndaki en önemli temsilcilerinden yazar Ferid EDGÜ ve Rasim ÖZDENÖREN de iştirak etti.

 

Üniversitemiz İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. İbrahim TÜZER, bu bilimsel toplantıda "Ahmet Mithat Efendi Küçürek Öyküden Haberdar mıydı? Ya da 'Beliyat-ı Müdhike'den 'Küçürek Öykü"ye İnsanlık Halleri" başlıklı bildirisiyle üniversitemizi temsil etti.

 

Sözlerine, sahip olduğu algı seviyesiyle hayatı ve burada olup bitenleri yaratıcı muhayyilesiyle dönüştüren, değiştiren, küçürek öykü yazarının da içerisinde bulunduğu sanatkârların insanlık hâlleri karşısındaki tavırlarına kısaca temas ederek başlayan Tüzer, bu bakış açısından hareket etmenin günümüzden 130 yıl evvel kaleme alınmış ve insanların türlü durumlarda düştükleri gülünç belaları konu alan Ahmet Mithat Efendinin "Beliyat-ı Mudhike" adlı eserinin de anlam alanını genişleteceğine dikkat çekti.

 

Böylelikle, girilen yeni medeniyet dairesinin meydana getirmiş olduğu şaşkınlığı ve yabancılaşmayı yaşayan 19. yy. insanının hâllerinin giderek, küçürek öykünün de "kısa, keskin ve tiz" bir perdeden 'iz'lediği, 21. yy.daki insanın kaotik, trajik ve derinlikli bir hâl alan durumuna meydan verdiğine işaret eden İbrahim TÜZER konuşmasını, Ahmet Mithat'ın öykülerinden verdiği örneklerle sona erdirdi.

 

Katılımcılar ve Ardahan Üniversitesi öğrencileri tarafından ilgiyle izlenen Tüzer'in sunumunun ardından hocamıza, Atatürk Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Osman GÜNDÜZ tarafından katılım belgesi takdim edildi.   

 

BİLDİRİ ÖZETİ:

AHMET MİTHAT EFENDİ

KÜÇÜREK ÖYKÜDEN HABERDAR MIYDI?

YA DA

"BELİYAT-I MÜDHİKE"DEN "KÜÇÜREK ÖYKÜ"YE İNSANLIK HALLERİ

 

İbrahim TÜZER*

 

Özet: Ahmet Mithat Efendi'nin 1881 yılında kitap olarak yayımlanan "Beliyat-ı Mudhike" adlı eseri 47 kısa hikâyeden meydana gelmektedir. Letaif-i Rivayat'ta bir araya getirilen metinlerden hem izlek hem anlatım hem de hacim bakımından çok farklı olan bu hikâyeler, ortalama 25 ile 300 kelimeden oluşmaktadır. İnsanın gündelik hayatı içerisinde düşebileceği komik durumlardan hareketle kara mizah tarzında, kurguya dayandırılmadan meydana getirilen "Gülünç Belalar", kimi unsurlarıyla küçürek öykü özelliği göstermektedir.

Metnin anlam alanlarının kelimelerin sözlükte yer alan ilk anlamlarının ötesinde çağrışımlarla çoğaldığı; dolayısıyla sözcüklerin sayısından daha çok imledikleriyle hacim kazanan küçürek öyküler, "insanlık hali"nden "insanın türlü halleri"ne yönelik olarak belirmektedir. Bildiride Ahmet Mithat'ın 1800'lü yılların başında İngiliz James Beresford tarafından yeni bir tür olarak başlatılan kısa kara mizah hikâyelerin etkisiyle kaleme aldığı "Beliyat-ı Müdhike"sinin, yıllar sonra "küçürek öykü" adlandırmasıyla işaret edilen tür ile örtüşen, benzeşen ve ayrılan yanları tartışılmaya çalışılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Ahmet Mithat anlatısı, kara mizah, insanın halleri, ontolojik duyuş tarzı, varoluşsal kaygı,  

 

 

* Yrd., Doç. Dr., Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Ankara.

ibrahimtuzer@yahoo.com / www.ibrahimtuzer.com  

  
3132 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Dile Gelen Sosyal Medyam...

Ey güzel yurdum, ey sebebim.

Sağın, solun, önün, arkan hep mi ihanet...?

***

Doç. Dr. İbrahim Tüzer Bir ironi olarak mahalle kahvesi ya da Mehmed Akif'te hayat-ı aile üzerine konuşuyor.


***

En uzun geceye matem düştü  yine...

El Bab'da 14 vatan evladı uçmağa vardı. Ruhları şâd, yurtları cennet olsun. 

***

Bebeğinin görmesine dayanamazken ey çocuk, nasıl dayanıyor sımsıcak yüreğin bu kadar acıya? 

Bu kadar vicdansız insana?#DünyaDuysun

***

Ey çocuk ne olur gizleme gözlerini, bak insanlığın yüzüne. Onurunu, masumiyetini insanlığını #Halep'te yitirenlerin yüzüne.#HalepteKaliamVar

***

savaş da olsa, 

terör de olsa,

ihanet de olsa, 

ölüm de olsa: 

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak… 

***

... gün gelir 

gider insan

sen'den değil

ben'den bile …

***

"Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum, 

kökten dallara yürüyen sular gibi" dedi şair

ve

yürüdü yine kendine

azarlanan başaklar gibi…

***

İşte tılsım, işte anahtar:

"Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!

İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar."

Yahya Kemal Beyatlı

***
Önce sesin kaybolur sonra hayalin, Yıkılır birden masumiyet dipsiz bir kuyuya. Ve söz olur umutlar derin karanlıkta, Tutmazsan düşeceğin.

***
... bir ses tutar bazen sizi, bir ses; sızı gibi, yara gibi, boşluk gibi bir ses...

***
Tüm eylemini iki nedenle yapar insan: Sevgi ve Korku. Sen korkunun değil sevginin eyleyeni ol... Seven ol... Sevgili ol... İnsan kal.

***
ve son. söylesene ince ince kim sızar bana. doğurur beni kim söylesene yeniden.

***
şarkıları sustursam, şiirleri yok saysam, çare yok; yaslansam anılara..

***
Yük olur insanın bazen kendisi bile kendine..

***
Ey dünya! Sımsıcak güneşi, bembeyaz bulutu, yaşanmamış çocukluğu, üzerime salan dünya! Gözyaşının, anlamını yitirdiği kahpe dünya!

***