• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://tr-tr.facebook.com/people/İbrahim-Tüzer/554644751
  • https://twitter.com/ibrahimtuzer
TEVFİK FİKRET VE ŞİİRİ ÜZERİNE SÖYLEŞİ...

Bizimkülliye, S.70, Aralık – Ocak – Şubat, 2016-2017, s. 73-77.

 

 

Doç. Dr. İbrahim Tüzer ile

Tevfik Fikret ve Şiiri Üzerine Bir Mülakat

 

Mesut Kaplan

Ardahan Üniversitesi

Sosyal Bilimler Enstitüsü

Yüksek Lisans Öğrencisi

 

Hocam öncelikle şunu sormak istiyorum: Tevfik Fikret’i Türk şiirinin neresinde görüyorsunuz?

Tevfik Fikret, Türk şiirinde üzerine çok söz söylenen, şiirleri üzerine çok konuşulan isimlerin başında geliyor. Fikret’i biyografisinin dışında, şiirlerinden hareketle ele almak önemli bir meseledir. Biyografisi merkezli yapılan çalışmalara baktığımızda; Fikret’in şiirleri sanki çok ayrı yerde duruyormuş gibi bir kanı var. Fakat bu aslında böyle değil. Bu durumu şu şekilde de ele alabiliriz: Şiir teorisi, biyografiyi bir yere kadar önemser. Bu teoriye göre şiir tamamlanmış bir yapıdır ve bu tamamlanmış yapısıyla birlikte muhatabına, okuruna ulaşır. Diğer taraftan yine şiir teorisi üzerine son dönemde yapılan bazı çalışmalar ise bize şunu göstermiştir: Biyografi, hem şiirin hem de şairin hayatına dair ve dâhil olan önemli bir hazinedir. Dolayısıyla Fikret’in şiirini tahlil edebilmek adına, biyografisini de bilmekte fayda vardır. Biyografisinden kastettiğim, Fikret’in nerede doğduğu, nerede okula gittiği, nerede büyüdüğü, memuriyetinin nasıl geçtiği, ölümünün nasıl gerçekleştiği değil elbet. Bu anlamda Fikret’i ve şiirini beraber değerlendirdiğimizde yeni bir şeyler söylememiz pek mümkün görünmüyor bana. Biyografisinden kastettiğim husus, özellikle modern edebiyat ve modern şiir teorileriyle birlikte gelişen psikanalisttik çoğul okumalardır. Bu anlamda Fikret’in şiiri, özellikle ilk dönem şiirleri, Gayyâ-yıVücûd”nu, “İnanmak İhtiyacı”nı içerisine alan 1900’lerin başına kadarki ilk şiir metinleri, psikanalisttik gibi derinlikli okumayla birlikte biyografisinden hareketle merkeze alınabilecek metinler olarak kabul ediyorum.

SÖYLEŞİ METNİNİN TAMAMI İÇİN...

  
3181 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Dile Gelen Sosyal Medyam...

Ey güzel yurdum, ey sebebim.

Sağın, solun, önün, arkan hep mi ihanet...?

***

Doç. Dr. İbrahim Tüzer Bir ironi olarak mahalle kahvesi ya da Mehmed Akif'te hayat-ı aile üzerine konuşuyor.


***

En uzun geceye matem düştü  yine...

El Bab'da 14 vatan evladı uçmağa vardı. Ruhları şâd, yurtları cennet olsun. 

***

Bebeğinin görmesine dayanamazken ey çocuk, nasıl dayanıyor sımsıcak yüreğin bu kadar acıya? 

Bu kadar vicdansız insana?#DünyaDuysun

***

Ey çocuk ne olur gizleme gözlerini, bak insanlığın yüzüne. Onurunu, masumiyetini insanlığını #Halep'te yitirenlerin yüzüne.#HalepteKaliamVar

***

savaş da olsa, 

terör de olsa,

ihanet de olsa, 

ölüm de olsa: 

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak… 

***

... gün gelir 

gider insan

sen'den değil

ben'den bile …

***

"Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum, 

kökten dallara yürüyen sular gibi" dedi şair

ve

yürüdü yine kendine

azarlanan başaklar gibi…

***

İşte tılsım, işte anahtar:

"Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!

İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar."

Yahya Kemal Beyatlı

***
Önce sesin kaybolur sonra hayalin, Yıkılır birden masumiyet dipsiz bir kuyuya. Ve söz olur umutlar derin karanlıkta, Tutmazsan düşeceğin.

***
... bir ses tutar bazen sizi, bir ses; sızı gibi, yara gibi, boşluk gibi bir ses...

***
Tüm eylemini iki nedenle yapar insan: Sevgi ve Korku. Sen korkunun değil sevginin eyleyeni ol... Seven ol... Sevgili ol... İnsan kal.

***
ve son. söylesene ince ince kim sızar bana. doğurur beni kim söylesene yeniden.

***
şarkıları sustursam, şiirleri yok saysam, çare yok; yaslansam anılara..

***
Yük olur insanın bazen kendisi bile kendine..

***
Ey dünya! Sımsıcak güneşi, bembeyaz bulutu, yaşanmamış çocukluğu, üzerime salan dünya! Gözyaşının, anlamını yitirdiği kahpe dünya!

***