• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://tr-tr.facebook.com/people/İbrahim-Tüzer/554644751
  • https://twitter.com/ibrahimtuzer
Tavanarasından Bilinçaltına “Unutulan” Bir Hikâye

arkakapak, S.7, Nisan 2016, s.24-25


Tavanarasından Bilinçaltına “Unutulan” Bir Hikâye

İbrahim Tüzer

“Seni çok mu yalnız bıraktılar sevgilim?”

Oğuz Atay

 

Hatıralarıyla tutunur insan şimdide

Neyi unutur ki insan? Hatıraları, acıları, sevinçleri, başarıları, hayal kırıklıklarını mı? Şimdi’yi bütün yönleriyle anlamasına imkân veren geçmiş zamanı mı? Kim olduğunu ve nasıl davranması gerektiğini hatırlatan çepeçevre sarılı olduğu kanunları, yönetmelikleri, kuralları, tüzükleri ve değerleri mi? Yaşanmışlıklarının kokusu sinen eşyayı mı…? Unutmaz aslında hiçbirini. Akıp giden zaman içerisinde tüm hâllerin ve seslerin kaybolmadığı gibi, insan da bilincinin duyumsadığı, gözünün gördüğü, elinin dokunduğu, sesinin karşılık bulduğu hiçbir şeyi unutmaz. Belki hatırlamak istemez. Ya da birer yaşanmışlık olarak geçmiş zamana hapsettiği ne varsa onların bilinç, madde ve ses düzeyine çıkmasına izin vermeyerek görünür olmasını istemez. Görünür olan sürekli hatırlanır çünkü.

Bundan dolayı insan, hatırlamak istemediği ne varsa evvela göz önünden kaldırır onu. Depoları, mahzenleri, tavanaraları vardır örneğin yaşadığı mekânlarda bunun için. Evvela fazlalık sayar bir dönem hayatında yer eden eşyaları ve sonra kaldırıverir göz önünden onları. Ancak gözün önünden kaldırılan tamamen yok olmaz. Kolay kolay unutturmaz eşyaya sinen zamanın kokusu kendini. Sadece eşya mı peki…? Bilir insan deposunda, mahzeninde ya da tavanarasında yaşanmışlıklarının olduğunu. Gaston Bachelard evinde mahzeni ya da tavanarası olanlar ile yaşadığı odada fazla çekmecesi bulunan insanları hep şanslı sayar. Her bir mahzen, her bir tavanarası, her bir çekmece hatıralar barınağıdır çünkü. Kaldırılan, saklanan ya da tıkıştırılan bu hatıralar aracılığıyla insan yaşadığı mekâna içerden bağlanır ve orasını “yuva” olarak kabul eder. Bir mekân yuva olarak kabul edildikten sonra ise korunan sadece beden ya da maddi tarafları değildir insanın. Ruhuna gelecek saldırılar karşısında da tutunacak, sığınacak bir “yuva” tesis etmiş olur. Ve insan, geçmişiyle varolmaya çalışır burada.   

...

  
2333 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Dile Gelen Sosyal Medyam...

Ey güzel yurdum, ey sebebim.

Sağın, solun, önün, arkan hep mi ihanet...?

***

Doç. Dr. İbrahim Tüzer Bir ironi olarak mahalle kahvesi ya da Mehmed Akif'te hayat-ı aile üzerine konuşuyor.


***

En uzun geceye matem düştü  yine...

El Bab'da 14 vatan evladı uçmağa vardı. Ruhları şâd, yurtları cennet olsun. 

***

Bebeğinin görmesine dayanamazken ey çocuk, nasıl dayanıyor sımsıcak yüreğin bu kadar acıya? 

Bu kadar vicdansız insana?#DünyaDuysun

***

Ey çocuk ne olur gizleme gözlerini, bak insanlığın yüzüne. Onurunu, masumiyetini insanlığını #Halep'te yitirenlerin yüzüne.#HalepteKaliamVar

***

savaş da olsa, 

terör de olsa,

ihanet de olsa, 

ölüm de olsa: 

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak… 

***

... gün gelir 

gider insan

sen'den değil

ben'den bile …

***

"Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum, 

kökten dallara yürüyen sular gibi" dedi şair

ve

yürüdü yine kendine

azarlanan başaklar gibi…

***

İşte tılsım, işte anahtar:

"Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!

İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar."

Yahya Kemal Beyatlı

***
Önce sesin kaybolur sonra hayalin, Yıkılır birden masumiyet dipsiz bir kuyuya. Ve söz olur umutlar derin karanlıkta, Tutmazsan düşeceğin.

***
... bir ses tutar bazen sizi, bir ses; sızı gibi, yara gibi, boşluk gibi bir ses...

***
Tüm eylemini iki nedenle yapar insan: Sevgi ve Korku. Sen korkunun değil sevginin eyleyeni ol... Seven ol... Sevgili ol... İnsan kal.

***
ve son. söylesene ince ince kim sızar bana. doğurur beni kim söylesene yeniden.

***
şarkıları sustursam, şiirleri yok saysam, çare yok; yaslansam anılara..

***
Yük olur insanın bazen kendisi bile kendine..

***
Ey dünya! Sımsıcak güneşi, bembeyaz bulutu, yaşanmamış çocukluğu, üzerime salan dünya! Gözyaşının, anlamını yitirdiği kahpe dünya!

***