• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://tr-tr.facebook.com/people/İbrahim-Tüzer/554644751
  • https://twitter.com/ibrahimtuzer
Hayal İklimine Yelken Açan Şair: Ali Mümtaz Arolat
II. Meşrutiyet sonrası meydana gelen edebî faaliyetler, edebiyatımızın gelişmesine olumlu yönde tesirde bulunurken dönemin sanatkârları da kalem tecrübeleriyle farklı türlerin edebiyatımıza yerleşmesine katkı sağlamışlardır. Bu dönem, Servet-i Fünûn topluluğunun etkisinin devam etmesi, Milli Edebiyat’ın hazırlık safhasında olması, Nâyîler ve Nev- Yunanîlik gibi kısa da olsa farklı edebî endişeleri taşıyan sanatkârları bünyesinde bulundurması bakımından önemlidir. Dönemin derinlikli bir biçimde anlaşılması için devrin şair ve yazarlarını daha yakından incelememiz ve onların eserlerini detaylı bir tahlile tabi tutmamız gerekmektedir.
Ali Mümtaz Arolat, 1918 ve 1926 yılları arasında yoğun olarak şiirle ilgilenmiş ve Milli Edebiyat anlayışına hece vezniyle kaleme aldığı şiirleriyle bağlı kalmıştır. Dönemin birçok edebiyat mecmualarında yerini alan, Cumhuriyet öncesi ve sonrasında yayımlanan iki de şiir kitabı bulunan şairin, hemen hemen tüm edebiyat tarihlerinde adı geçmektedir. Ancak bu bilgiler eksik ve birbirinin tekrarı olduğu için şairin edebî yönünü ve şiirlerinin özelliklerini ortaya koymaktan uzaktır.
Ahmet Haşim ve Yahya Kemal’in temsilcisi olduğu “Saf Şiir” anlayışı etrafında şiir kaleme almış olan ve Abdülhak Hamit Tarhan'ın "Ben daima bu genç şair gibi yazmak istemişimdir" dediği Ali Mümtaz Arolat, “Hayat – İnsan – Eser” bakış açısını merkeze alan bu incelemeyle edebiyat tarihlerinde hak ettiği yeri de almış olacaktır.
  
2112 kez okundu

Yorumlar

     20/05/2015 16:06

Sayğıdeğer Hocam eserinizi zevkle okudum ALİ MÜMTAZ AROLAT ancak bu kadar güzel anlatılır.
mehmet eftal maraş

Dile Gelen Sosyal Medyam...

Ey güzel yurdum, ey sebebim.

Sağın, solun, önün, arkan hep mi ihanet...?

***

Doç. Dr. İbrahim Tüzer Bir ironi olarak mahalle kahvesi ya da Mehmed Akif'te hayat-ı aile üzerine konuşuyor.


***

En uzun geceye matem düştü  yine...

El Bab'da 14 vatan evladı uçmağa vardı. Ruhları şâd, yurtları cennet olsun. 

***

Bebeğinin görmesine dayanamazken ey çocuk, nasıl dayanıyor sımsıcak yüreğin bu kadar acıya? 

Bu kadar vicdansız insana?#DünyaDuysun

***

Ey çocuk ne olur gizleme gözlerini, bak insanlığın yüzüne. Onurunu, masumiyetini insanlığını #Halep'te yitirenlerin yüzüne.#HalepteKaliamVar

***

savaş da olsa, 

terör de olsa,

ihanet de olsa, 

ölüm de olsa: 

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak… 

***

... gün gelir 

gider insan

sen'den değil

ben'den bile …

***

"Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum, 

kökten dallara yürüyen sular gibi" dedi şair

ve

yürüdü yine kendine

azarlanan başaklar gibi…

***

İşte tılsım, işte anahtar:

"Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!

İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar."

Yahya Kemal Beyatlı

***
Önce sesin kaybolur sonra hayalin, Yıkılır birden masumiyet dipsiz bir kuyuya. Ve söz olur umutlar derin karanlıkta, Tutmazsan düşeceğin.

***
... bir ses tutar bazen sizi, bir ses; sızı gibi, yara gibi, boşluk gibi bir ses...

***
Tüm eylemini iki nedenle yapar insan: Sevgi ve Korku. Sen korkunun değil sevginin eyleyeni ol... Seven ol... Sevgili ol... İnsan kal.

***
ve son. söylesene ince ince kim sızar bana. doğurur beni kim söylesene yeniden.

***
şarkıları sustursam, şiirleri yok saysam, çare yok; yaslansam anılara..

***
Yük olur insanın bazen kendisi bile kendine..

***
Ey dünya! Sımsıcak güneşi, bembeyaz bulutu, yaşanmamış çocukluğu, üzerime salan dünya! Gözyaşının, anlamını yitirdiği kahpe dünya!

***