• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://tr-tr.facebook.com/people/İbrahim-Tüzer/554644751
  • https://twitter.com/ibrahimtuzer
DOÇ. DR. İBRAHİM TÜZER İLE SANATKÂR, YARATICI MUHAYYİLE, SANAT ESERİ, MODERNİZM VE İSMET ÖZEL ÜZERİNE BİR SÖYLEŞİ...
Bir sanatkârın edebî eserleri tahlil edilirken ya da daha doğru bir ifadeyle, anlamlandırılırken, özellikle 80’lerin başına kadar sanatkârın bizatihi hayatından, şahsi yaşanmışlıklarından tamamen bağımsız hareket ediliyordu. Yapısalcılık ve metin merkezli okuma adı verilen bu tarz metin tahlillerinde, sanatkârın bilinçaltı, yaşantısı, devrin sosyolojisi ve bir edebî metnin oluşmasına imkân veren diğer hususlar göz ardı edilirdi. Fakat edebiyat teorisine yönelik algılar zenginleşip bir metnin daha nitelikli ve derinlikli nasıl inceleneceğine ilişkin farklı gayretler içerisine girildiğinde sanat eserinin arkasında duran sanatkârın hem psikolojik hem sosyolojik hem de insanî bir takım hususiyetlerden hareketle de metni inşa edebileceği gerçeği göz önünde tutulmaya başlandı. Bu anlayış muhatabına, edebî eseri disiplinler arası bir okuma ile daha derinlikli kavrayıp metnin anlam alanlarını çoğaltma imkânı vermiş oldu. Böylelikle söyleyeceğini sözün gizi içerisinden imge ve metaforlarla en üst perdeden söyleyen sanatkârın ortaya çıkardığı “edebî metin”lere varıncaya kadar bir “anlamlandırma” alanı kazanıldı. Özellikle sanatkârın dil ile kurmuş olduğu bağın hususiyetleri ve bilinçaltının sanat eseri yaratımındaki fonksiyonu anlaşıldığı ölçüde metin incelemelerinde de derinlik ve nitelik kaydedildi.
Bu anlayıştan hareketle, İsmet Özel Şiire Damıtılmış Hayat, (Dergâh Yayınları, 2.bs. 2013, İstanbul) adlı çalışmamızda şairin söylediklerinin neye tekabül ettiğini bilebilmek için hem sanatkârın biyografisine, hem çocukluğundan başlayarak aile ve sosyal ortamlardaki etkileşimine, hem poetikasını hem fikri altyapısını ilmek ilmek örgülerken eğleştiği duraklardaki zihinsel sürecine, hem de sözün dile gelip yazıya dökülürken sanatkârın, bilinçli ya da bilinçsiz, kullandığı kelimeler dünyasına bütünlüklü olarak bakmaya gayret göstermiştik. Bunun sonucunda İsmet Bey’in söylediklerinin ve eylemlerinin kesinlikle bir şeylere taalluk ettiği ortaya çıkmış oldu. Hatta bunu “tek bir şey” ile irtibatlandırmamız istenecekse bunun İsmet Özel’in hayatında, eylemlerinde, poetik evreninin ve fikrinin geri planındaki “sahicilik arayışı ve tavrı” olduğunu belirtmek isterim.
  
2663 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Dile Gelen Sosyal Medyam...

Ey güzel yurdum, ey sebebim.

Sağın, solun, önün, arkan hep mi ihanet...?

***

Doç. Dr. İbrahim Tüzer Bir ironi olarak mahalle kahvesi ya da Mehmed Akif'te hayat-ı aile üzerine konuşuyor.


***

En uzun geceye matem düştü  yine...

El Bab'da 14 vatan evladı uçmağa vardı. Ruhları şâd, yurtları cennet olsun. 

***

Bebeğinin görmesine dayanamazken ey çocuk, nasıl dayanıyor sımsıcak yüreğin bu kadar acıya? 

Bu kadar vicdansız insana?#DünyaDuysun

***

Ey çocuk ne olur gizleme gözlerini, bak insanlığın yüzüne. Onurunu, masumiyetini insanlığını #Halep'te yitirenlerin yüzüne.#HalepteKaliamVar

***

savaş da olsa, 

terör de olsa,

ihanet de olsa, 

ölüm de olsa: 

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak… 

***

... gün gelir 

gider insan

sen'den değil

ben'den bile …

***

"Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum, 

kökten dallara yürüyen sular gibi" dedi şair

ve

yürüdü yine kendine

azarlanan başaklar gibi…

***

İşte tılsım, işte anahtar:

"Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!

İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar."

Yahya Kemal Beyatlı

***
Önce sesin kaybolur sonra hayalin, Yıkılır birden masumiyet dipsiz bir kuyuya. Ve söz olur umutlar derin karanlıkta, Tutmazsan düşeceğin.

***
... bir ses tutar bazen sizi, bir ses; sızı gibi, yara gibi, boşluk gibi bir ses...

***
Tüm eylemini iki nedenle yapar insan: Sevgi ve Korku. Sen korkunun değil sevginin eyleyeni ol... Seven ol... Sevgili ol... İnsan kal.

***
ve son. söylesene ince ince kim sızar bana. doğurur beni kim söylesene yeniden.

***
şarkıları sustursam, şiirleri yok saysam, çare yok; yaslansam anılara..

***
Yük olur insanın bazen kendisi bile kendine..

***
Ey dünya! Sımsıcak güneşi, bembeyaz bulutu, yaşanmamış çocukluğu, üzerime salan dünya! Gözyaşının, anlamını yitirdiği kahpe dünya!

***