• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://tr-tr.facebook.com/people/İbrahim-Tüzer/554644751
  • https://twitter.com/ibrahimtuzer
ZİLELİ ÂŞIK SADIK DOĞANAY'IN YİTMEYEN KENDİLİK ÇAĞRISI YA DA 'VAY DÜNYA DÜNYA YALANSIN DÜNYA'

İnsan yaşamının esas gayesi, kendi karanlıklarını aydınlığa çıkarmak, eksikliklerini tamamlayarak zedelenmişliklerinin ıstırabını azaltmak ve kendini tedavi etmektir. İnsan, bunu başarabilmek için dünyayı, merkezine kendisini koyarak yeniden, “tamam” eder. Carl Gustav Jung, bu duruma “dünyayı tamam-etme eylemi” (Jung 2003: 9) adını verirken, bunu başarabilen insanı da “yeniden doğuş” (Jung 2003: 46–77) arketipi ile açıklar. Bu sürecin yaşanmasında en önemli etken, insanın sahip olduğu “ontolojik” kimliğidir. Jung’un ele almış olduğu “yeniden doğuş” kavramı, insanların çevresinde olan nesnelerle baş edebilmesi için ruhuna kazandırdığı genişliği ve bunun için de geçirdikleri öznel değişim ile içsel dönüşümü ifade etmektedir.

Söz konusu edilen değişimin olabilmesi için insanın öncelikle “ontolojik” anlamda varoluşuyla ilgili bir endişe taşıması gerekmektedir. Burada da Martin Heidegger’in sözüne ettiği iki türlü temel varoluş şeklini hatırlamamız yerinde olur. Bunlardan birincisi “otantik olmama”/“var olmayı unutma” durumu, ikincisi de “otantik olma”/“var olmayı düşünme” durumudur. (Steıner 2003: 75–83)

İnsanların varoluşsal kimliklerine dair sorumluluklarını sorgulamaya başlaması hayatı “farkındalık süreci”nde yaşayarak “otantik olma”sı yani “varlığı düşünme”si ile mümkündür. Bu süreçte insan, “var olmayı unutma” durumundan “var olmayı düşünme” durumuna geçer. Söz konusu ikinci süreçte esas olan varlığın “gidiş”i değil “oluş”udur. (Yalom 1999: 54) “Var olmayı düşünme” sınırında hareket eden insan, eşyaya ve hâdiselere sıradan hayat olayları gibi bakmaz. Kendi olanaklarını ve sınırlarını keşfederek ne olduğunun “bilincine” varır. Onun için “var olanlar” ve “varlıkta olanlar” hep birer “oluş”un devamıdır.

Varlık şartıyla ilgili herhangi bir endişe taşımayan insan, yukarıda ifadeye çalışılan “tamam etme eylemi”ne kendi kimliğiyle katılamaz ve bu süreci başkalarından ödünçlediği kimliklerle veya “persona”sıyla bütünleşerek geçirir. Hâlbuki esas olan insanın kendi varlık şartlarına yönelebilmesi, “kendilik bilinci”ni elde edebilmesidir. Bu durum, Ortega Y Gasset’in ifade ettiği “Benliğe Dalma” durumu ile de birlikte düşünülebilir. Gasset “insanın nesnelerin boyunduruğuna girerek yitip gitmemesinin ve çevresine hâkim olarak gelecekteki eylemlerini tasarlayabilmesinin ancak iç dünyasına çekilmekle mümkün olacağına işaret eder.” (Gasset 1999: 28–51) İnsanın iç dünyasına çekilmesi ise, kendi yapıp edebilirlilik alanında hareket etmesi ve kendilik bilincine ulaşması demektir. 

...
 

  
3408 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın