• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://tr-tr.facebook.com/people/İbrahim-Tüzer/554644751
  • https://twitter.com/ibrahimtuzer
İkinci Yeni ve Modern Türk Şiiri Üzerine Bir Söyleşi

söyleşi: isa karaaslan
yayın yeri: otuzuncuharf, S.5, s.20-28, Ağustos 2009
 
 
- dört yıllık bir çalışmanızın ürünü olan doktora teziniz, “ismet özel: şiire damıtılmış hayat” ismiyle yayımlandı. Buradan başlarsak, neden şiire damıtılmış hayat?
 
Modern türk şiiri içerisinde şiiriyle hayatını atbaşı yürüten şairler vardır biz bunlara otobiyografik şairler diyoruz. kimi zaman necip fazıl’ın metinlerinde de bunu yakalayıp görebiliriz. edebiyat eleştirisi açısından bir metni şairin, yazarın, romancının veya hikâyecinin hayatıyla, biyografisiyle paralel okumak çok sağlıklı bir durum olarak değerlendirmez. Bunu gözden kaçırmamız gerekiyor. austen warren ve réne wellek’in yazmış oldukları edebiyat teorisi kitabına baktığımızda veya birçok edebiyat teorisyenine baktığımızda ortaya konan metinlerin yaratıcısının yaşadığı hayatla birlikte okumanın bir takım zararlarından bahsedilir. modern edebiyatta,-yeni eleştiri adı da veriliyor buna-, metin metindir metnin kendi içerisinde yapıp edebilirlik sınırları vardır ve metnin bir takım hüviyetleri vardır. bizler o doneleri, şiir için o imge yapılanmasını o metaforik yapılanmayı çözdüğümüzde metne nüfuz edebiliriz, asıl olan bu tarz çözümlemedir ve bizim şiir eleştirisinde metne yaklaşırken merkeze koyduğumuz bakış açısı da budur; imge çözümlemesi ve metaforik çözümleme.
 
ama söz konusu olan ismet özel olunca ve ismet özel’in hayatındaki o durakların kimilerine göre çok değişken olduğu kabul edilince, bu metinlerin arkasında duran şairin de hayatına bakmak icap etti. kitabımızın önsöz bölümünde de söylemiştik, şairin biyografisindeki durakları birer fenomen olarak kabul etmedik. yani ismet özel Marksist bir hayat yaşadı Marksist bir durakta durdu, eğleşti daha sonrasında bir sorgulama sürecine girdi ve Müslüman dünya görüşüne ulaştı sonrasında da farklı bir takım fikri temayüller içerisine girdi. böyle gözüküyor ismet özel portresi dışarıdan bakan bir insan için. Fenomen olarak kabul etmedik çünkü fenomen olarak kabul etmek sosyolojinin işidir. yani bir sosyolog bu duraklar nedir? Marksist olan bir insan nasıl Müslüman dünya görüşüne bağlanır, sonrasından nasıl yine birilerinin ileri sürdüğü gibi Türkçülük bağlamında fikirler ortaya koyar, bu aslında sosyolojinin işi. biz edebiyatçıyız ve edebiyat incelemesi yapıyoruz bu anlamda biraz da akademik disiplini elden bırakmamamız gerekiyordu ama şiirine nerelerde hangi noktalarda yön vermiş olduğu meselesi bizim için önemliydi, bunun için hayatını inceledik ismet özel’in. Hangi duraklardan geçtiğini ve şiirlerine bu noktalarda nasıl bir katkıda bulunduğunu incelememiz icap etti ve ismet özelin şiirinin hayatıyla paralellik arz ettiğini gördük ve şu iddiada bulunduk; ismet özel’in her yazmış olduğu metin otobiyografik metindir ve kendi hayatından bir takım izler taşır.
 
Aslında bu kendi hayatı meselesini biraz açımlamakta fayda var. kendi hayatından ziyade kendi yaşanmışlığı diyorum ben buna. Bu aslında her birilerimiz için geçerli olan bir durum. her birilerimizin bir yaşanmışlığı var, her birilerimiz bir hayatı yaşıyoruz ve bir hayatı anlamlandırmaya çalışıyoruz. Bu yaşadığımız anlamlandırmaya çalıştığımız hayat içerisinde kimi zaman zedeleniyoruz, kimi zaman tıkanmışlığı yaşıyoruz, ama kimi zaman da ulvi anlarımız oluyor. Kendi içimizde, içimize sığmayan anları belki ulvîleştiriyoruz. İşte ismet özel şiirine hep bunları konu ediyor. Kendi yaşanmışlığını konu ediyor Marksistken de bunu yapıyor, o muhasebe geçirdiği, sorgulamayı yaşadığı dönemlerde de bunu yapıyor Müslüman dünya görüşüne bağlandığı dönemden sonra yine Müslüman olarak hayatı içerden kavramaya çalışıyor.
 
Söyleşinin tamamını okumak için bu bağlantıya tıklayarak PDF dosyasını indirebilirsiniz.

  
3702 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın