• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://tr-tr.facebook.com/people/İbrahim-Tüzer/554644751
  • https://twitter.com/ibrahimtuzer
KONFERANS / TOBB ETÜ - "Bir Hayat Bir Şair ve Hep Şiir...: İsmet ÖZEL ve Şiirini Anlamak"

BİR HAYAT BİR ŞAİR

VE HEP ŞİİR…:

İSMET ÖZEL VE ŞİİRİNİ ANLAMAK

 

Ağlamadan

dillerim dolaşmadan

yumruğum çözülmeden gecenin karşısında

şafaktan utanmayıp utandırmadan aşkı

üzerime yüreğimden başka muska takmadan

konuşmak istiyorum. 

Ünlü şair İsmet Özel ve şiiri, TOBB ETÜ'deki konferansta ele alındı. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. İbrahim Tüzer, 14 Mayıs 2012 tarihinde, Bilim ve Sanat Topluluğu'nun daveti üzerine TOBB ETÜ'ye gelerek  "Bir Hayat, Bir Şair ve Hep Şiir: İsmet Özel ve Şiirini Anlamak" konulu bir konferans verdi.

 Tüzer, İsmet Özel'in her kitabının hayatının bir durağı olduğunu belirterek, Özel'in hayatını ve şiirini paralel devam ettiren bir isim olduğunu söyledi. Tüzer, konferansta öğrencilerden gelen soruları da cevaplandırdı.  

 

 

... Böylelikle İsmet Özel üniversite yıllarına, çocukluk döneminden bu yana ailesinden ve çevresinden almış olduğu eğitimin sonucu olarak, zihinsel anlamda gelişmiş bir düzeyde başlar. Bir tür “uyanıklık/ayıklık” da diyebileceğimiz bu gelişmişlik şaire, hem savunduğu fikirlerin önemini kavraması hem de şiirin, beni ile yaşanılan dünya arasındaki yerini belirlemesi açısından çok büyük imkânlar tanır.

Aynı zamanda söz konusu olan bu “uyanıklık/ayıklık” şairde, vuku bulan olayların sebep ve sonuçlarını göz önünde bulunduran “sorgulayıcı yön”ün ve çocukluğundan bu yana var olan “uymacı olmayan tavrın” da gelişerek devam etmesine olanak tanır...


  

... İsmet Özel bu dönemdeki şiirlerinde, II. Yeni şiirinin biçimsel özelliklerine de yaklaşır. Fakat bir “ergen” olarak hayat karşısında yaşadığı deneyimleri, cinsel sıkıntılarını, gerek çocukluğundan gerekse tavrından hareketle oluşturup özgün imgelerle parlatarak meydana getirdiği şiirlerinde, içerik ve şiirsel kurgu itibarîyle II. Yeni şiirinden ve şairlerinden ayrılır.

Hatta şairin bu dönemde yazmış olduğu şiirler ele alındığında, Türk edebiyatı içerisinde kendiyle/beni’yle bu derece “didişen” ve bedenini böylesine horlayan ikinci bir şairin olduğunu söylemek mümkün değildir...

 

 

 

... Burada dikkat çekilmesi gereken bir diğer husus da, Özel’in 1962 yılından 1965 yılına kadar kaleme almış olduğu ilk metinlerin, şiirsel olarak yetkin bir donanımla ortaya konulmuş olmasıdır. Henüz 20’li yaşlarda olan bir şair için oldukça önemli olan bu özellik, Özel’in de sürekli akılda tuttuğu ve dönemin şairleriyle olan ilişkisinde göz ardı etmediği bir durumdur....

 

 

 

... İsmet Özel’in şiirlerinin oluşum süreci göz önünde bulundurulduğunda “Partizan” şiiriyle başlatılabilecek yeni bir safhadan söz edilebilir. “Geceleyin Bir Koşu” kitabını dolduran bireysel duyarlılıkla kalem alınmış şiirlerin dışına çıkarak toplumsal olana yönelmeye başlayan şair, bu evredeki şiirlerinde de kalkış noktası olarak yine beni’nden hareket eder. Fakat toplumun kendisine dayattıklarına karşın, hayatı kendi varlık alanıyla karşılamaya çalışan ben’in bu seferki dayanağı sadece çocukluğa ya da geçmiş yaşantılara ait bir takım anılar değil bizzat içinde yaşanılan hayatın kendisidir. 

 

 

... Şairin bu dönemde yazdığı şiirlerinde kullanmış olduğu terminoloji, şiire yüzeysel olarak yaklaşıp onu kelimelerin sözlük anlamlarıyla okumaya çalışanlar için de anlamlandırmaya müsaittir. Fakat Özel’in bu şiirlerini ideolojik bir takım yönsemelerin ışığında okuyanlar her şeyden önce şiiri zaafa uğratmış olmaktadırlar. Radikal imajlarla örülü olan Özel’in bu dönemdeki şiirleri, dünyada bulunuşunu karşılaştığı metinlerle onaylama eğilimde olanlardan ziyade bir rahatsızlık/“farkındalık” dolayısıyla konumunu sorgulama ihtiyacı içinde olanlara yönelik olarak belirmektedir.

Bu belirginlik alanı, soru sorulmadan yalınkat kabul edilen ideolojilerin yerine insanın var oluşunu temel alan endişelerle birlikte düşünüldüğünde daha anlamlı hale gelmektedir. Buradan hareketle “Evet, İsyan”da bir araya getirilen şiirlerin ontik yapısının da göz ardı edilmemesi gerekmekte; bu şiirlerle, varoluşsal endişeyi taşıyan bir ergenin “sahicilik” arayışı içerisinde bulunarak hayatı kendi için dokunulur kılma gayreti akılda tutulmalıdır.... 


  
3183 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Dile Gelen Sosyal Medyam...

Ey güzel yurdum, ey sebebim.

Sağın, solun, önün, arkan hep mi ihanet...?

***

Doç. Dr. İbrahim Tüzer Bir ironi olarak mahalle kahvesi ya da Mehmed Akif'te hayat-ı aile üzerine konuşuyor.


***

En uzun geceye matem düştü  yine...

El Bab'da 14 vatan evladı uçmağa vardı. Ruhları şâd, yurtları cennet olsun. 

***

Bebeğinin görmesine dayanamazken ey çocuk, nasıl dayanıyor sımsıcak yüreğin bu kadar acıya? 

Bu kadar vicdansız insana?#DünyaDuysun

***

Ey çocuk ne olur gizleme gözlerini, bak insanlığın yüzüne. Onurunu, masumiyetini insanlığını #Halep'te yitirenlerin yüzüne.#HalepteKaliamVar

***

savaş da olsa, 

terör de olsa,

ihanet de olsa, 

ölüm de olsa: 

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak… 

***

... gün gelir 

gider insan

sen'den değil

ben'den bile …

***

"Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum, 

kökten dallara yürüyen sular gibi" dedi şair

ve

yürüdü yine kendine

azarlanan başaklar gibi…

***

İşte tılsım, işte anahtar:

"Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!

İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar."

Yahya Kemal Beyatlı

***
Önce sesin kaybolur sonra hayalin, Yıkılır birden masumiyet dipsiz bir kuyuya. Ve söz olur umutlar derin karanlıkta, Tutmazsan düşeceğin.

***
... bir ses tutar bazen sizi, bir ses; sızı gibi, yara gibi, boşluk gibi bir ses...

***
Tüm eylemini iki nedenle yapar insan: Sevgi ve Korku. Sen korkunun değil sevginin eyleyeni ol... Seven ol... Sevgili ol... İnsan kal.

***
ve son. söylesene ince ince kim sızar bana. doğurur beni kim söylesene yeniden.

***
şarkıları sustursam, şiirleri yok saysam, çare yok; yaslansam anılara..

***
Yük olur insanın bazen kendisi bile kendine..

***
Ey dünya! Sımsıcak güneşi, bembeyaz bulutu, yaşanmamış çocukluğu, üzerime salan dünya! Gözyaşının, anlamını yitirdiği kahpe dünya!

***