• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://tr-tr.facebook.com/people/İbrahim-Tüzer/554644751
  • https://plus.google.com/100152800283839203556/posts
  • https://twitter.com/ibrahimtuzer
Üyelik Girişi
Teslim Edilen Ödevler
Videolar
Ziyaretçi Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam8
Toplam Ziyaret122690
Söze Döktükleriniz...
Furkan (08/05/2014 00:29) Konu: Makale yazmak Mesaj: Merhabalar , iyi günler. Ben Kocaeli Üniversitesi''nde Edebiyat bölümü okuyorum. Sitenizi çok yararlı buluyorum. Sizden bir ricam olacak. Ben yeni türk edebiyatı ilk sınavından malesef düşük not aldım. Finalde ise Oktay Anar''ın Puslu Kıtalar''ı üzerine bir makale yazacağız. Sizce neler yapabilirim ? Nasıl yapmalıyım ? Yardımcı olursanız sevinirim. Teşekkür ederim , iyi günler dilerim.

***

Hanife Yurtalan Abalı (16/04/2014 12:19) Konu : ... Mesaj : İç çekişmelerin can çekişmelerine döner ya bazen. hani bir nefes alırsın uzunca bir nefes, tutarsın içinde. Ardından kocaman bir boşluk... Hiçbir şeyin dolduramadığı bir boşluk. her şeyi o iki nefes arasına sığdırıp acılara bir çalım atıp bir çırpıda geçmek ister gönül. ne ölüler yaşar ne ölenler dirilir iç çekişmelerinde. insan nefesinde boğulmak ister bazen nefes almak değil. insanın kendine yaptığı zulümden başkası zulüm değildir. bu yüzden öce insan kendini terk etmeli. bazen açıp akıyorum bu siteyi huzur buluyorum hocam bir edebiyat insanı olarak etkiniz büyüktür bende az bir zaman dilimini paylaşmış olsak da dahi. hayatımı edebiyatla yaşamak isterken edebiyatın en uzağında kaldım. her zamanki gibi hayatta en istediğim şeyin en uzağına düştüm. insan istediğiyle istemediği şekilde imtihan oluyor malum ama insan alışıyor. muhabbetle...

***

meltem cebeci ayar (06/01/2014 15:33) Konu : sayın hocama Mesaj : Öncelikle sitenizi yakından takip ettiğimi belirtmek isterim.Her ne kadar artık buralarda olmasanız da sizin Kırıkkale Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı öğrencilerinin içinde yaktığınız ışığı şimdi bizde öğrencilerimize yansıtıyoruz.Işık başka bir mumu yakmakla eksilmez ışığınız hiç eksilmesin, başarı peşinizi bırakmasın. "Çok teşekkür ederim Meltem. Daim selam ve muhabbetle..."

***

Burak Yıkılmaz (05/12/2013 16:36) Konu : başarı Mesaj : Merhaba hocam tekrar ülkemize hoşgeldiniz inanın biz öğrencileriniz sizi çok özledik.

***

Kübra (13/05/2013 20:25) Konu : teşekkür mesajı Mesaj : iyi günler hocam ben Kırıkkale’de görevli oldugunuz zaman edebiyat bölümü ögrencisiydim şu anda kayseride okuyorum edebi anlamda sizden ciddi bilgiler ögrendim ve yeni türk edebiyatına olan tutkumda sizinle başladı amacım sizin kadar büyük işler yapmak bana kazandırdığınız düşünceler için çok teşekkür ederim saygılarımı sunarım

***


ANASAYFA

...Her insan hayattaki tüm eylemini kendisi için yapar. Buna kitap okumak ve yazmak da dâhildir. Esas olan kendi insanîliğimizle yüzleşmek ve eksikliklerimizin farkına varabilmek adına ortaya koyduğumuz gayretlerdir. Ahmet Mithat Efendi de sadece sahip oldukları toprakların değil, asırların birikimine ev sahipliği yapan bir medeniyetin de dağılmakta olduğuna şahitlik ederken, tehdit altında gördüğü arlığını/insanîliğini sanatkâr muhayyilesiyle güvenli bir alanda/kimlikte var kılabilmek için çaba sarf etmiştir. Her şeyden evvel kendisi için ortaya konulmuş olan bu gayret, modern dünyanın inşa edildiği bir zaman diliminde kendilerine has değerleri yitirmeden "yenileşebilmek" adına bütün bir topluma yayılmaya çalışılmıştır...
"İnsan ruhu ancak içtenlik mekânlarında kendini açar, derin değişim ve dönüşümler ancak içtenlik ortamlarında kapımızı çalar. Mektup, bir tür iç çekiştir; iç konuşmadır; çoğu zaman mektubu başkalarına değil kendimize yazarız. Bu bakımdan mektupları, bireysel varlığımızın açıldığı içtenlik mekânları olarak tanımlayabiliriz; orada olduğumuz gibiyizdir; samimi, içten, sıradan ama kendimiz… Mektupları yazan kadar onu alanların da aynı varlık alanlarını paylaştığını, dolayısı ile karşılıklı bir oluş serüvenine çıktıklarını görürüz. Ama bu oluş serüveni, devam etmesini büyük bir iştiyakla arzu ettiğimiz bir süreçtir..."
“Gırtlağımda bir harf büyüyor buna dayanacağım dişlerim kamaşıyor yıldızlardan buna da” Partizan Dünyada bulunuyor olduğunu fark etmek aynı zamanda varoluşun esasına yönelik bilgilenmenin de ayırtına varmak demektir. Bu farkındalık, insanlara beşeri ihtiyaçlarının ötesine geçerek dünyayı sadece madde planında değil ruhsal alanda da karşılama imkânı tanır. Bu imkânı elde bulunduranlar için ise yaşanılan mekânın da burada vuku bulan yaşanmışlıkların da ayrı anlam değerleri söz konusudur. Dolayısıyla dünyada bulunuyor olduğunu unutarak yaşayan insan, varlığının niteliğiyle ilgilenmeyeceğinden “herkes” gibi sıradanlaşacak ve varoluşuna yönelik algı seviyesinin herhangi bir dirençle karşılaşarak rahatını kaçırmasına izin vermeyecektir. Modern tüketim merkezleri haline gelmiş olan kentler, modern insanın en çok da rahatını önemsediğinden bilincini hedef alır ve Daryush Shayegen’in ifadeleriyle söylersek, onu tutkuları ve tatmin edilmemiş arzularıyla yaşayan yabancılaşmış bir “yaralı bilinç” haline getirir.
"Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Yeni Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. İbrahim TÜZER 1 Kasım 2011 Salı günü saat 10.00 ile 11.30 arasında TRT Turizm ve Belgesel Kanalı'nda yayınlanan "Canlı Yayınlar Odası" adlı programa konuk oldu. TRT'nin İzmir stüdyolarında canlı olarak gerçekleştirilen programda İbrahim TÜZER ile "Sanatkârın 'Memleket Algısı' ve Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri" üzerine bir sohbet gerçekleştirildi. Programın kaydı için...
“Sen olmadıktan sonra sana yazılan mektup ne işe yarar?” Oğuz Atay “Gerçekten ciddi olan tek bir sorun var: Hayat, yaşamaya değer mi değmez mi?” Albert Camus
“İyi”yiz. Yani iyiyizdir herhâlde... Kalabalıklar arasında kalan bizler nasıl olduğumuzu, özellikle yalnızlığımızı, belki de "dost"a olan açlığımızdan dolayı, fark edebiliyor muyuz ki? "Dost" tanımının içini dolduran değerler öylesine önemli ve ihtiyaç duyulan değerler ki modern insan, kendine sunulanların değersiz oluşunu bu türden bir “dost”u olmayınca fark edebiliyor ancak. Fakat böylesi bir dostluğun yokluğunu fark etmek de şu zamanda, yürünmesi gereken yolun sonunda elde edilebilecek bir kazanım gibi sanki. Önemli olan ise "yolculuğa" çıkmayı göze alabilmekte... Fakat "dost" meselesinde özellikle benim için durum biraz daha karmaşık gibi. Durumum biraz da şairin kaleme aldığı şu mısralardaki yola koyulmaya çalışan insanın durumuna benziyor:
 9  ...

 



Dile Gelen Sosyal Medyam...

Ey güzel yurdum, ey sebebim.

Sağın, solun, önün, arkan hep mi ihanet...?

***

Doç. Dr. İbrahim Tüzer Bir ironi olarak mahalle kahvesi ya da Mehmed Akif'te hayat-ı aile üzerine konuşuyor.


***

En uzun geceye matem düştü  yine...

El Bab'da 14 vatan evladı uçmağa vardı. Ruhları şâd, yurtları cennet olsun. 

***

Bebeğinin görmesine dayanamazken ey çocuk, nasıl dayanıyor sımsıcak yüreğin bu kadar acıya? 

Bu kadar vicdansız insana?#DünyaDuysun

***

Ey çocuk ne olur gizleme gözlerini, bak insanlığın yüzüne. Onurunu, masumiyetini insanlığını #Halep'te yitirenlerin yüzüne.#HalepteKaliamVar

***

savaş da olsa, 

terör de olsa,

ihanet de olsa, 

ölüm de olsa: 

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak… 

***

... gün gelir 

gider insan

sen'den değil

ben'den bile …

***

"Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum, 

kökten dallara yürüyen sular gibi" dedi şair

ve

yürüdü yine kendine

azarlanan başaklar gibi…

***

İşte tılsım, işte anahtar:

"Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!

İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar."

Yahya Kemal Beyatlı

***
Önce sesin kaybolur sonra hayalin, Yıkılır birden masumiyet dipsiz bir kuyuya. Ve söz olur umutlar derin karanlıkta, Tutmazsan düşeceğin.

***
... bir ses tutar bazen sizi, bir ses; sızı gibi, yara gibi, boşluk gibi bir ses...

***
Tüm eylemini iki nedenle yapar insan: Sevgi ve Korku. Sen korkunun değil sevginin eyleyeni ol... Seven ol... Sevgili ol... İnsan kal.

***
ve son. söylesene ince ince kim sızar bana. doğurur beni kim söylesene yeniden.

***
şarkıları sustursam, şiirleri yok saysam, çare yok; yaslansam anılara..

***
Yük olur insanın bazen kendisi bile kendine..

***
Ey dünya! Sımsıcak güneşi, bembeyaz bulutu, yaşanmamış çocukluğu, üzerime salan dünya! Gözyaşının, anlamını yitirdiği kahpe dünya!

***

Yayınlarım...