ANASAYFA İBRAHİM TÜZER KİM? YAZI ATÖLYESİ AKADEMİK KATKI FOTOĞRAFLAR BİR İZ BIRAK ! İRTİBAT
Üye Girişi
AKADEMİK YAYINLAR
 
 KİTAPLAR / BÖLÜMLER
 MAKALELER
 SEMPOZYUM / KONGRE
 PANEL / KONFERANS
 SEMİNERLER
 SÖYLEŞİLER
 ŞAİRLERLE BAŞ BAŞA
 ATIFLAR
 --- KİŞİSEL GÜNLÜK ---
 ŞİİR
 DENE/ME
 MEKTUP
 BEYAZ PERDE
 FOTOĞRAFLIYORUM
 MÜZİK
 ALINTI
BAĞLANTILARIM
 
 edeb yâ hû
 www.sanatalemi.net
 www.kitapyurdu.com
 www.akademisyenler.org
 www.yeniturkedebiyati.com
Site Haritası

 
 

 
 
ROMAN SANATI ÜZERİNE DÜŞÜNEN BİR YAZAR HALİT ZİYA UŞAKLIGİL VE POETİK BİR METİN OLARAK “HİKÂYE”
ROMAN SANATI ÜZERİNE DÜŞÜNEN BİR YAZAR
HALİT ZİYA UŞAKLIGİL VE
POETİK BİR METİN OLARAK “HİKÂYE”

“Geliyorum, anne!...dedi.
Ve hayatta bir ümidi kalmamış bu çocuk, yavaş yavaş, bu siyah geceden,
şu kendisini çekip almak isteyen yokluktan ayrılarak,
varlığını daha kuvvetle çeken bu sese uyarak,
annesini takip etti….”
Mai ve Siyah  

Servet-i Fünûn Dönemi, Türk Edebiyatı Tarihi içerisinde sanatkârane bir duyuş tarzının merkeze alınarak edebî metinlerin meydana getirildiği ve bu eserlerde Batılı tarzda sanat estetiğinin oluşturulmaya çalışıldığı bir dönem olarak dikkat çekmektedir. Sözü edilen gayretin şiir ayağını Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin oluştururken roman ve hikâye tarafını da Halit Ziya Uşaklıgil ile Mehmet Rauf tamamlamaya çalışmıştır. Bu dönemin sanatkârları sadece Avrupaî eğitimle yetişen ilk nesle mensup olmalarıyla değil aynı zamanda dikkatlerini güzel sanat eserlerinde yoğunlaştırmış olmalarıyla da Tanzimat neslinden ayrılmaktadır.

Tanzimat Dönemi’nin özellikle ilk kısmında yer alan Ahmet Mithat Efendi, Namık Kemal ve Şinasi gibi sanatkârlar da eser ve fikirleriyle girilen yeni medeniyet dairesinde yer almak istemiş ve bu “yeni” olanın halka ulaştırılması gayreti içerisinde olmuşlardır. Fakat sadece şair ya da romancı değil aynı zamanda gazeteci, dilbilimci, edebiyat teorisyeni olan devlet ve siyaset işleri ile de uğraşan, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Namık Kemal için söylediği gibi “meydan adamı” olan bu insanlar, geri plan kültürlerini dolduran Divan Edebiyatı’nın duyuş ve düşünüş tarzından hareketle “yeni” olanı karşılamak istemişlerdir. Bu durum ister istemez estetize olmuş bir dil ile meydana getirilen sanat eserlerinin ortaya çıkmasını Servet-i Fünûn Dönemi’ne kadar geciktirmiştir.

Edebiyyât-ı Cedîde olarak da adlandırılan bu dönemde bilhassa Tevfik Fikret şiir ve güzel sanatların farklı şubeleri üzerine yoğunlaşıp eserler verirken Halit Ziya Uşaklıgil de roman sanatı çevresinde derinlikli düşünme biçimi gerçekleştirmiştir. Uşaklıgil, henüz “Mai ve Siyah”, “Aşk-ı Memnu” gibi Türk Edebiyatı’nda roman türünün kurgusuyla, vaka birimleriyle, zaman ve mekân unsurlarının şahıs kadrosundaki uyumuyla başarılı ilk örnekleri sayılan eserleri yazmadan önce, 14 Kasım 1887-21 Mart 1888 tarihleri arasında roman sanatı üzerine, poetik metin olarak adlandırabileceğimiz makaleler kaleme almıştır. Hizmet gazetesinde yayımlanan bu metinlerde yazar, roman türünün Batı Edebiyatı’nda nasıl ortaya çıktığını ve ilk çağdan itibaren nasıl bir gelişim seyri izlediğini incelemeye çalışmış; “hakikiyun” adını verdiği realistler ile “hayaliyun” olarak adlandırdığı romantikleri mukayese ederek bu edebî oluşumların özelliklerine dikkat çekmiştir.  

Makalenin tamamını okumak için bu bağlantıya tıklayarak PDF dosyasını indirebilirsiniz.
0 Yorum - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
 
Aktif Ziyaretçi0
Bugün Toplam1
Toplam Ziyaret9345
 
HABERİNİZ OLSUN
  **** YENİ FORUM KONULARI **** YAZI ATÖLYESİ'NDE

AKADEMİSYEN DOSTLARIMIN VE HOCALARIMIN MAKALELERİ...

 

 
 
 MUHATABINA HİSSELİK
* * *

"Eğer hala şevkle yazıp yaratıyorsam, içimde büyük bir öfke olmasındandır."

Gunter Grass

* * *

 "Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum"

Cesare Pavese

* * *

Ey hatırasıyla kaldığım yâr; Artık aramızda bir cihan var; Sen gökte safâ güzin-i didâr; Ben yerde azâb içinde bîzâr

Mehmed Akif

* * *

Gün olur, başıma kadar mavi;
Gün olur, başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi...

Orhan Veli Kanık

* * *

"İçime çektiğim hava değil gökyüzüdür"

Ülkü Tamer

* * *

"Bundan sonra söyleyeceğim her şeyin, ben bile olsam, kimsenin incinmesine aldırmaksızın, her açıdan hakikate bağlı kalmasını istiyorum."

Ludwig van Beethoven

* * *

"Çok kolay; yalnız içinizden gelsin yeter!"

Goethe

* * *

"Tekrarlıyorum: Sanat bir yakarma, bir dua biçimidir ve insan yalnızca duasıyla yaşar."

Andrei Tarkovsky

* * *

"Vakti var ederek yaşayacağım."

Fazıl Hüsnü Dağlarca

* * *

"En iyiye ulaşmak için değiştireceğim kendimi. Tüm umudum bundadır."

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

* * *

"Yazamasam da duyarak yaşayacağım."

Turgut Uyar

* * *

"İnsan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir yollar ise; o insan artık kaybolmuştur."

İsmet Özel

* * *

Ne kadar sık ve uzun düşündüysem, şu iki şey hep yeni ve artan bir hayranlık ve huşuyla doldurdu ruhumu: 'Üstümdeki yıldızlı gökyüzü ve içimdeki ahlak yasası.' Yukarıda ve içimde bir Tanrı olduğunun kanıtı bunlar.

Immanuel Kant

* * *

"Yaşlanarak değil yaşayarak tecrübe kazanılır, zaman insanları değil armutları olgunlaştırır."

Peyami Safa

* * *

"Kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların,
Kimi insan ezbere sayar yıldızların adını ben hasretlerin"

Nazım Hikmet Ran

* * *

"Ya artık bir kere daha duyamazsam kendimi..."

Cahit Zarifoğlu

* * *

"Felaketim şu ki, ben zaman zaman kendimi bulan adamım"

Ahmet Hamdi Tanpınar

* * *

"Hep denedin, hep yenildin, olsun yine dene yine yenil; daha iyi dene daha iyi yenil"

Samuel Beckett

* * *

"Kendisinin 'kendi' olduğunu anladığında kişi 'kendi-siz' olur...    Bu en büyük sırdır."
Upanisad
* * *
 "Mal mülk edinmekten, şan ve şöhreti önemsemekten utanmıyorsunuz ama ruhunuzla ilgilenmekten kaçınıyorsunuz"
Sokrates 
* * *
Yalnızca "İnsan"lar Ölür, Diğerleri Sadece Telef Olur.
Martin Heidegger
* * *
I Have So Much Love But I Don't Know Where To Put It
Magnolia   
* * *  

 
 
Web sağlayıcı: Yurdum Yazılım