ANASAYFA İBRAHİM TÜZER KİM? YAZI ATÖLYESİ AKADEMİK KATKI FOTOĞRAFLAR BİR İZ BIRAK ! İRTİBAT
Üye Girişi
AKADEMİK YAYINLAR
 
 KİTAPLAR / BÖLÜMLER
 MAKALELER
 SEMPOZYUM / KONGRE
 PANEL / KONFERANS
 SEMİNERLER
 SÖYLEŞİLER
 ŞAİRLERLE BAŞ BAŞA
 ATIFLAR
 --- KİŞİSEL GÜNLÜK ---
 ŞİİR
 DENE/ME
 MEKTUP
 BEYAZ PERDE
 FOTOĞRAFLIYORUM
 MÜZİK
 ALINTI
BAĞLANTILARIM
 
 edeb yâ hû
 www.sanatalemi.net
 www.kitapyurdu.com
 www.akademisyenler.org
 www.yeniturkedebiyati.com
Site Haritası

 
 

 
 
Cahit Külebi'nin Anıt Mezarı Belleklerimize mi Yapılmalı Memleketimize mi...?
 Kırıkkale Üniversitesi Modern Türk Edebiyatı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi hemşerimiz Yrd. Doç.Dr. İbrahim TÜZER'in KÜLEBİ konusu ile ilgili sitemize gönderdiği makalesi.

Uzun süredir Zileli şair merhum Cahit Külebi'nin naşının Ankara'dan Niksar'a taşınmasıyla ilgili çıkan haberler çevresinde ortaya konan tartışmaları ilgiyle takip ediyorum.

 Benim de doğup büyüdüğüm, havasından ve suyundan istifade ettiğim, her ayrılışımda gönlümün de diğer yarısını bıraktığım memleketimden Cahit Külebi, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Âşık Sadık Doğanay ve daha bir çok sanatkârın yetişmiş olması, toprağımla aramda kurmuş olduğum aidiyeti bir kat daha arttırıyor.

 Bu "bir toprağa ait olma duygusu", "memleketim" diyebildiğim Zile'nin tarihiyle, kültürüyle, geleneği ve birikimleriyle birleşince, gurbetin her anlamıyla hissedildiği büyük kentlerde yitip gitmeme engel oluyor ve kendimin uzağına her düşüşümde toprağa bağlanmış olan taraflarım beni sımsıkı sarıp sarmalayıp tekrar "diri" kılıyor.

İnsanın, içersinde doğup büyüdüğü topraklara ve topluma yararlı işler yapabilme azmi ve gayreti de ancak yukarıda sözünü ettiğim "diri olma hali" ile mümkün görünüyor. Nitekim "diri olma" aynı zamanda her birilerimizin bir kereliğine yaşadığı bu hayatın bir tekrarının ve telafisinin olamayacağı anlamına da geliyor. Dolayısıyla insanın elinden, gönlünden ve aklından kopup gelebilecek iyi işlerin hepsini, ölüm gelip onu bulmadan, yapması gerekiyor.

 "Bir dikili ağacım bile yok yeryüzünde / Ama bir memleketin var sevilecek" diyen ve bu gün naaşının nereye taşınacağı tartışılan Cahit Külebi, bütün hızıyla akıp giden hayat içerisinde "diri olma hali"ni elden kaçırmamak adına mensup olduğu topraklara bağlılığını şiirleriyle ortaya koyuyor!!!

Dikkat edilirse Cahit Külebi'nin bu gayretinin henüz bitmediğini ifade için "ortaya koyuyor!!" dedim. Çünkü sanatkârlar ortaya koydukları eserleriyle yaşamaya öldükten sonra da devam ediyor...

Evet, sanatkarların ölümlü tarafları bedenleridir. Ölüm onların sadece tenlerini toprak altına kor. Eserleri, fikirleri, duyguları ise ölümsüzdür. Çağlar öncesinden çağın ötesine rahatlıkla seslerini duyurup muhataplarının kalplerine huzur salabilirler. Merhum şairin yukarıya alıntıladığım iki dizesi bile sadece Zilelinin, Niksarlının, Tokatlının ya da bir Sivaslının değil Ardahan'dan Edirne'ye yüreklerindeki güzellikleri söndürmemiş olan tüm insanların gönül tellerini titretmeye; dünyada bulunuşumuza yönelik derinlikli anlam alanları oluşturmamıza yetmektedir.

Cahit Külebi, işaret etmeye çalıştığım insanî tavrı tek bir dizesiyle yapabiliyorken ölümü üzerinden yıllar geçtikten sonra naaşının nereye taşınacağıyla ilgili tartışılıyor olması beni düşündürdü.

Elbette bir Zileli olarak sadece Cahit Külebi'nin değil Karacaahmet Mezarlığı'nda medfun bulunan Mustafa Necati Sepetçioğlu'nun da memleketimin kabristanlarındaki uzun serviler altında yatmasını isterim. Fakat şiirleriyle, romanlarıyla, fikirleriyle bu toprakların kültürel kodlarını çözen ve nesillerin şuur altında "memleket/vatan" kavramına hayat verecek olan bu değerlerimizin eserleriyle daha çok tanıtılmasını, şiirlerinin, romanlarının layıkıyla yeni nesle aktarılmasını ve gündem oluşturmasını daha çok dilerim. Merhum Cahit Külebi'nin naaşının Niksar'da ya da Zile'de yapılacak bir anıt mezara taşınma isteği elbette ki çok yüksek bir vefa örneğidir. Fakat şahsi kanaatim, büyük şairimizin 1997 yılından bu yana medfun bulunduğu Ankara'daki kabrinde kalması; ölümlü yanlarımızı değil ruhlarımızı aydınlatacak eserleriyle memleket toprağında filizlenip Zilelinin, Niksarlının belleklerinde/benliklerinde anıtlaşmasıdır.

"Tokat'a Giderken" adlı şiirinde "Alın beni, bırakın o vadiye / Belki yüzyıllarca yaşarım" diyerek sesini yükselten Külebi, Zile'de adına düzenlenecek her sempozyumda, anma toplantısında yaşamaya devam edecek ve öyle inanıyorum ki kalplerde ve zihinlerde anıt mezarlardan daha çok yer edecektir.

Selam ve saygılarımla.   
 

0 Yorum - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
 
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam4
Toplam Ziyaret9348
 
HABERİNİZ OLSUN
  **** YENİ FORUM KONULARI **** YAZI ATÖLYESİ'NDE

AKADEMİSYEN DOSTLARIMIN VE HOCALARIMIN MAKALELERİ...

 

 
 
 MUHATABINA HİSSELİK
* * *

"Eğer hala şevkle yazıp yaratıyorsam, içimde büyük bir öfke olmasındandır."

Gunter Grass

* * *

 "Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum"

Cesare Pavese

* * *

Ey hatırasıyla kaldığım yâr; Artık aramızda bir cihan var; Sen gökte safâ güzin-i didâr; Ben yerde azâb içinde bîzâr

Mehmed Akif

* * *

Gün olur, başıma kadar mavi;
Gün olur, başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi...

Orhan Veli Kanık

* * *

"İçime çektiğim hava değil gökyüzüdür"

Ülkü Tamer

* * *

"Bundan sonra söyleyeceğim her şeyin, ben bile olsam, kimsenin incinmesine aldırmaksızın, her açıdan hakikate bağlı kalmasını istiyorum."

Ludwig van Beethoven

* * *

"Çok kolay; yalnız içinizden gelsin yeter!"

Goethe

* * *

"Tekrarlıyorum: Sanat bir yakarma, bir dua biçimidir ve insan yalnızca duasıyla yaşar."

Andrei Tarkovsky

* * *

"Vakti var ederek yaşayacağım."

Fazıl Hüsnü Dağlarca

* * *

"En iyiye ulaşmak için değiştireceğim kendimi. Tüm umudum bundadır."

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

* * *

"Yazamasam da duyarak yaşayacağım."

Turgut Uyar

* * *

"İnsan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir yollar ise; o insan artık kaybolmuştur."

İsmet Özel

* * *

Ne kadar sık ve uzun düşündüysem, şu iki şey hep yeni ve artan bir hayranlık ve huşuyla doldurdu ruhumu: 'Üstümdeki yıldızlı gökyüzü ve içimdeki ahlak yasası.' Yukarıda ve içimde bir Tanrı olduğunun kanıtı bunlar.

Immanuel Kant

* * *

"Yaşlanarak değil yaşayarak tecrübe kazanılır, zaman insanları değil armutları olgunlaştırır."

Peyami Safa

* * *

"Kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların,
Kimi insan ezbere sayar yıldızların adını ben hasretlerin"

Nazım Hikmet Ran

* * *

"Ya artık bir kere daha duyamazsam kendimi..."

Cahit Zarifoğlu

* * *

"Felaketim şu ki, ben zaman zaman kendimi bulan adamım"

Ahmet Hamdi Tanpınar

* * *

"Hep denedin, hep yenildin, olsun yine dene yine yenil; daha iyi dene daha iyi yenil"

Samuel Beckett

* * *

"Kendisinin 'kendi' olduğunu anladığında kişi 'kendi-siz' olur...    Bu en büyük sırdır."
Upanisad
* * *
 "Mal mülk edinmekten, şan ve şöhreti önemsemekten utanmıyorsunuz ama ruhunuzla ilgilenmekten kaçınıyorsunuz"
Sokrates 
* * *
Yalnızca "İnsan"lar Ölür, Diğerleri Sadece Telef Olur.
Martin Heidegger
* * *
I Have So Much Love But I Don't Know Where To Put It
Magnolia   
* * *  

 
 
Web sağlayıcı: Yurdum Yazılım