ANASAYFA İBRAHİM TÜZER KİM? YAZI ATÖLYESİ AKADEMİK KATKI FOTOĞRAFLAR BİR İZ BIRAK ! İRTİBAT
Üye Girişi
AKADEMİK YAYINLAR
 
 KİTAPLAR / BÖLÜMLER
 MAKALELER
 SEMPOZYUM / KONGRE
 PANEL / KONFERANS
 SEMİNERLER
 SÖYLEŞİLER
 ŞAİRLERLE BAŞ BAŞA
 ATIFLAR
 --- KİŞİSEL GÜNLÜK ---
 ŞİİR
 DENE/ME
 MEKTUP
 BEYAZ PERDE
 FOTOĞRAFLIYORUM
 MÜZİK
 ALINTI
BAĞLANTILARIM
 
 edeb yâ hû
 www.sanatalemi.net
 www.kitapyurdu.com
 www.akademisyenler.org
 www.yeniturkedebiyati.com
Site Haritası

 
 

 
 
Varlığımız dilimizdir, dilimiz evimiz ya da sanal dünyadan evimize sızanlar
Varlığımız dilimizdir, dilimiz evimiz ya da
sanal dünyadan evimize sızanlar


İnsanların sahip bulundukları dilin, onların madde alanındaki bedenlerine ev sahipliği yaptığı gibi manevi varlıklarına da bir korunak ve “yuva” görevini üstlendiğini söylememiz mümkündür.


Yrd. Doç. Dr. İbrahim TÜZER


İnsan, sahici olan ile sanal olanı, öze ilişkin olan ile “mış gibi” olanı ayırt edemez bir hâlde, var olduğunu düşünmeden ve varlıkta olanlara yönelik algı düzeyini elinden kaçırarak, “yaşamak”  ile “yaşayıp gitmek” ayrımında hep ikinci tarafta kaldı.


Sanal dünyanın sınırlarının alabildiğine genişlemesiyle varlığımızdilimiz de zaman zaman içerisinde yer aldığı “ev”den çıkıp dolaşabileceği, nefes alıp tıkanmışlığını azaltabileceği bir “arka bahçe” kazanmış oldu. Özellikle bilincin herhangi bir forma kayıtlı kalmadan, kendine “genel ağ”ın sayfalarında ifade alanı bulması, dilimizle birlikte ruhumuza da yeni imkân alanları tanıdı.

“Dil, varlığın evidir.”
M. Heidegger


Dil, insanın evvela kendisini, sonrasında da dünyayı, içerisindeki nesnelerle beraber algılayıp anlamlandırabileceği en temel gerçekliktir. Dilin bu gerçekliği, insanın gerçekliğiyle bire bir örtüşür ve dil, insanın dünyası haline gelir. İnsanı; yaşanmışlıkları, zedelenmişlikleri diğer bir ifadeyle dünyada bulunmasıyla diğer canlılardan ayrılmasına imkan veren en önemli “apayrılık” (Mengüşoğlu 1988: 219) da burada belirir. İnsan; duyan, düşünen, öğrenen ve bir çok değere ilişkin anlamlandırma biçimi geliştirerek, dünya içerisinde bulunduğunu fark eden biricik “varlık”tır. “Var olma” bilincini elde ederek ontolojik/varlık bilimsel açıdan varlık şuuruna erişebilen insan, dille kurmuş olduğu ilişkiyi de, esaslı ve sahici bir yoldan meydana getirir. Dolayısıyla insanın hayatı algılama ve anlamlandırma seviyesi ile dili algılaması arasında çok yakın ve doğrudan bir ilişki söz konusudur.

Varlığın anlamına ilişkin soru, aslında dilin özüne ve anlamına yönelik soruyla aynı yolda ilerler. Martin Heidegger “dil varlığın evidir” sözü hem bu fonksiyonel döngüye, hem de “varlık-anlam-dil” ilişkisine dikkat çeker. “Var olanların varlıklarına yönelik soru sorma yetisi”ni elinde bulunduran insan, hayatı iki farklı şekilde anlamlandırmaya çalışır. Heidegger’in ifadesiyle söylersek; insan, hayatı ve içerisindeki nesnelerle meydana gelen hadiseleri, ya var olmayı düşünerek otantik olma  tarzında ya da var olmayı unutarak otantik olmama durumunda karşılar (Steiner 2003: 75–83). Otantik olma, insanın kendi olanaklarının farkına vararak bilinçlilik düzeyinin sınırlarını keşfe yönelmesi ve varlığı kendi yapıp etmeleriyle yoklayarak anlamlandırmaya gayret etmesidir. Söz konusu farkındalığa yönelik gayret içerisinde en temel çıkış noktası “düşünme” ve “soru sorma” eylemidir. Dolayısıyla dil, var olanların iç yapısını ve özünü kavrayışta, en esaslı dayanak  olarak belirir.
 

0 Yorum - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
 
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam6
Toplam Ziyaret9350
 
HABERİNİZ OLSUN
  **** YENİ FORUM KONULARI **** YAZI ATÖLYESİ'NDE

AKADEMİSYEN DOSTLARIMIN VE HOCALARIMIN MAKALELERİ...

 

 
 
 MUHATABINA HİSSELİK
* * *

"Eğer hala şevkle yazıp yaratıyorsam, içimde büyük bir öfke olmasındandır."

Gunter Grass

* * *

 "Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum"

Cesare Pavese

* * *

Ey hatırasıyla kaldığım yâr; Artık aramızda bir cihan var; Sen gökte safâ güzin-i didâr; Ben yerde azâb içinde bîzâr

Mehmed Akif

* * *

Gün olur, başıma kadar mavi;
Gün olur, başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi...

Orhan Veli Kanık

* * *

"İçime çektiğim hava değil gökyüzüdür"

Ülkü Tamer

* * *

"Bundan sonra söyleyeceğim her şeyin, ben bile olsam, kimsenin incinmesine aldırmaksızın, her açıdan hakikate bağlı kalmasını istiyorum."

Ludwig van Beethoven

* * *

"Çok kolay; yalnız içinizden gelsin yeter!"

Goethe

* * *

"Tekrarlıyorum: Sanat bir yakarma, bir dua biçimidir ve insan yalnızca duasıyla yaşar."

Andrei Tarkovsky

* * *

"Vakti var ederek yaşayacağım."

Fazıl Hüsnü Dağlarca

* * *

"En iyiye ulaşmak için değiştireceğim kendimi. Tüm umudum bundadır."

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

* * *

"Yazamasam da duyarak yaşayacağım."

Turgut Uyar

* * *

"İnsan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir yollar ise; o insan artık kaybolmuştur."

İsmet Özel

* * *

Ne kadar sık ve uzun düşündüysem, şu iki şey hep yeni ve artan bir hayranlık ve huşuyla doldurdu ruhumu: 'Üstümdeki yıldızlı gökyüzü ve içimdeki ahlak yasası.' Yukarıda ve içimde bir Tanrı olduğunun kanıtı bunlar.

Immanuel Kant

* * *

"Yaşlanarak değil yaşayarak tecrübe kazanılır, zaman insanları değil armutları olgunlaştırır."

Peyami Safa

* * *

"Kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların,
Kimi insan ezbere sayar yıldızların adını ben hasretlerin"

Nazım Hikmet Ran

* * *

"Ya artık bir kere daha duyamazsam kendimi..."

Cahit Zarifoğlu

* * *

"Felaketim şu ki, ben zaman zaman kendimi bulan adamım"

Ahmet Hamdi Tanpınar

* * *

"Hep denedin, hep yenildin, olsun yine dene yine yenil; daha iyi dene daha iyi yenil"

Samuel Beckett

* * *

"Kendisinin 'kendi' olduğunu anladığında kişi 'kendi-siz' olur...    Bu en büyük sırdır."
Upanisad
* * *
 "Mal mülk edinmekten, şan ve şöhreti önemsemekten utanmıyorsunuz ama ruhunuzla ilgilenmekten kaçınıyorsunuz"
Sokrates 
* * *
Yalnızca "İnsan"lar Ölür, Diğerleri Sadece Telef Olur.
Martin Heidegger
* * *
I Have So Much Love But I Don't Know Where To Put It
Magnolia   
* * *  

 
 
Web sağlayıcı: Yurdum Yazılım