• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://tr-tr.facebook.com/people/İbrahim-Tüzer/554644751
  • https://plus.google.com/100152800283839203556/posts
  • https://twitter.com/ibrahimtuzer

TOPRAĞINDAN KOPARILMIŞ BİR İNSAN: “CENGİZ DAĞCI’NIN HAYATI VE ESERLERİ” ÜZERİNE

TOPRAĞINDAN KOPARILMIŞ BİR İNSAN:
“CENGİZ DAĞCI’NIN HAYATI VE ESERLERİ” ÜZERİNE

Arş. Gör. İbrahim TÜZER*

Anahtar Kelimeler: Kırım Türkleri, Vatandan Koparılış, Yurdunu Kaybeden Bir Adam, Roman İncelemesi, Üslûp.  

Prof. Dr. İbrahim ŞAHİN, Cengiz Dağcı’nın Hayatı ve Eserleri, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1996, 604 s. 

İnsanlar doğdukları, çocukluk ve gençlik yıllarını geçirdikleri topraklara karşı kalbî bir alâka duyar ve bu yerlerden ayrı düştüklerinde tarifi pek mümkün olmayan huzursuzluğu derinden yaşarlar. Prof. Dr. İbrahim Şahin, “Cengiz Dağcı’nın Hayatı ve Eserleri” isimli kitabına, 1928’den sonra Sovyet Komünist emperyalizminin boyunduruğu altında acı çeken Kırım Türklerini ve bir yurdun gasp edilişini anlatan, toprağından koparılmış bir insan olarak huzursuzluğu hat safhada yaşayan Cengiz Dağcı’yı konu etmektedir.

Çalışma ön söz, iki müstakil bölüm, netice ve bibliyografya kısmından meydana gelmektedir. Birinci Bölüm, “Cengiz Dağcı’nın Hayatı” genel başlığını taşımakta ve “Kızıltaş Yılları”, “Akmescit Yılları”, “Savaş Yılları”, “Londra Yılları” isimleriyle dört kısma ayrılmaktadır. İkinci Bölüm, “Cengiz Dağcı’nın Eserleri” başlığıyla yine dört kısımdan oluşmaktadır. Bu bölümde sanatçının kalem tecrübeleri, “Romanları ve Romancılığı”, “Hikâyeleri ve Hikâyeciliği”, “Günlükleri ve Hatıraları” ve “Cengiz Dağcı’nın Eserlerinde Dil ve Üslûp” isimleri altında incelenmektedir.

Prof. Dr. İbrahim Şahin eserine Cengiz Dağcı’nın şu sözleriyle başlamaktadır: “Yurdunu kaybeden adam için hürriyetin bile bir mânâsı kalmadığını şimdi anlıyorum. İçinde doğduğum, gülüp oynadığım yerlerde benim dilim konuşulmuyor artık. Bir zamanlar, o topraklarda dilini konuşan insanların ne olduklarını da bilmiyorum. Son fırtına, ağacı devirdi. Bizler uçurduğu birkaç yaprak, boşlukta yolunu şaşırmış, ümitsiz ve şaşkın, meçhul bir geleceğe doğru, yalpa vurup duruyoruz.”(s. VII) Bu sözler, toprağından, geçmişinden ve geleceğinden koparılmış “Yurdunu Kaybeden Bir Adam”ın, ruhî durumunu çok iyi anlatmaktadır.
 

Yorumlar - Yorum Yaz
Dile Gelen Sosyal Medyam...

Ey güzel yurdum, ey sebebim.

Sağın, solun, önün, arkan hep mi ihanet...?

***

Doç. Dr. İbrahim Tüzer Bir ironi olarak mahalle kahvesi ya da Mehmed Akif'te hayat-ı aile üzerine konuşuyor.


***

En uzun geceye matem düştü  yine...

El Bab'da 14 vatan evladı uçmağa vardı. Ruhları şâd, yurtları cennet olsun. 

***

Bebeğinin görmesine dayanamazken ey çocuk, nasıl dayanıyor sımsıcak yüreğin bu kadar acıya? 

Bu kadar vicdansız insana?#DünyaDuysun

***

Ey çocuk ne olur gizleme gözlerini, bak insanlığın yüzüne. Onurunu, masumiyetini insanlığını #Halep'te yitirenlerin yüzüne.#HalepteKaliamVar

***

savaş da olsa, 

terör de olsa,

ihanet de olsa, 

ölüm de olsa: 

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak… 

***

... gün gelir 

gider insan

sen'den değil

ben'den bile …

***

"Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum, 

kökten dallara yürüyen sular gibi" dedi şair

ve

yürüdü yine kendine

azarlanan başaklar gibi…

***

İşte tılsım, işte anahtar:

"Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!

İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar."

Yahya Kemal Beyatlı

***
Önce sesin kaybolur sonra hayalin, Yıkılır birden masumiyet dipsiz bir kuyuya. Ve söz olur umutlar derin karanlıkta, Tutmazsan düşeceğin.

***
... bir ses tutar bazen sizi, bir ses; sızı gibi, yara gibi, boşluk gibi bir ses...

***
Tüm eylemini iki nedenle yapar insan: Sevgi ve Korku. Sen korkunun değil sevginin eyleyeni ol... Seven ol... Sevgili ol... İnsan kal.

***
ve son. söylesene ince ince kim sızar bana. doğurur beni kim söylesene yeniden.

***
şarkıları sustursam, şiirleri yok saysam, çare yok; yaslansam anılara..

***
Yük olur insanın bazen kendisi bile kendine..

***
Ey dünya! Sımsıcak güneşi, bembeyaz bulutu, yaşanmamış çocukluğu, üzerime salan dünya! Gözyaşının, anlamını yitirdiği kahpe dünya!

***